Suicide risk and suicide attempts in adolescents. Hudaverdi Mammadov

Pages 14
Views 3
of 14
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Description
Azerbaijan Journal of Educational Studies. 2019. №2 PSYCHOLOGY Suicide risk and suicide attempts in adolescents Author Hudaverdi Mammadov Psychologist, Mental…
Transcript
Azerbaijan Journal of Educational Studies. 2019. №2 PSYCHOLOGY Suicide risk and suicide attempts in adolescents Author Hudaverdi Mammadov Psychologist, Mental Health Center. Azerbaijan, Baki. E-mail: mxudaverdi@gmail.com https://orcid.org/0000-0001-5174-0963 Abstract Suicide is a major public health problem and one of the leading causes of death. Suicide risk factors include stressful life events, physical illnesses, psychiatric illnesses, past suicide attempts, childhood abuse and neglect, and so on. When the problem of adolescent suicide is a major public health problem in the world, in countries like Turkey, where the population is young, this issue makes more sense. With the increase, one can expect some differences in suicides and suicide attempts (reasons, types of suicide) and it may be necessary to treat patients presenting suicidal behavior in clinics other than psychiatric clinics of hospitals general. In this study, types of suicide, suicide risk factors, suicide attempts, adolescent problems, adolescent suicide risk, and adolescent suicide attempts and their characteristics were examined in the literature. Crisis intervention, suicide prevention, and suicide response programs were reviewed. Keywords Suicide, suicide risk in adolescents, suicide attempt, crisis intervention. http://dx.doi.org/10.29228/edu.6 To cite this article: Mammadov H. (2019) Suicide risk and suicide attempts in adolescents. Azerbaijan Journal of Educational Studies. Vol. 687, Issue II, pp. 71–86. Article history: Received — 15.03.2019; Accepted — 08.05.2019 http://journal.edu.az 73 PSIKOLOJI Giriş İnsanlık tarihi boyunca farklı toplumlarda, farklı zamanlarda ve farklı sıklıklarda görülen intihar, sadece ruh sağlığı uzmanlarını ilgilendiren bir sorun olmayıp ekonomik, kültürel, toplumsal yönleri de bulunan bir olgudur. İntihar düşüncesi, eğilimi ve girişimi, yaşama dürtüsüne karşı çıkar. Bu nedenle ruh sağlığı uzmanları tarafından intihar, ruhsal açıdan bir bozukluk belirtisi olarak kabul edilir. İntihar oranı toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık gösterebilmektedir. İntihar oranı bazı toplumlarda oldukça düşük olmasına karşın, bazı toplumlarda ise bu olgu, belirli şartlar ortaya çıktığında girişilmesi zorunlu bir davranış biçimi olarak kabul edilmiştir. İntihar olgusu beraberinde iki önemli kavramı gündeme getirmektedir; tamamlanmış intiharlar (ki burada sonuç ölümdür) ve intihar girişimleri. İntihar literatüründe tamamlanmış intiharlara ilişkin bilgiler daha sistematik ve dolayısıyla güvenilir olarak karşımıza çıkmaktadır [Taneli, 1981]. Kişiliğin tanımlanmasında, DSM ve ICD ölçütleri kullanılarak yapılan sınıflandırma daha yaygın ve pratik bir yöntemdir. Boyutsal olarak değerlendirmenin yapıldığı çalışmaların sayıca azlığının nedeni, değerlendirme sürecinin zorluğudur. Özellikle, olguların hayatta olmadığı intiharlarda değerlendirme psikolojik otopsi ile yapılabilmektedir ve bu olgularda kişiliğin boyutsal olarak değerlendirilmesi çok güçtür. Bilgi alınan bireylerin tanımlaması ile ancak belirli ölçütlere göre sınıflandırma yapılabilmektedir [Ak ve arkadaşları, 2003]. İntihar olgusu yetişkinlere göre ergenlerde farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi ergenlerin içinde bulunmuş oldukları dönemin gelişimsel özellikleri ile ilişkilendirilebilir. Bütün çocuk- lar ergenlik dönemini farklı deneyimlerle yaşarlarken, sürekli gelişen bazı konular vardır ve bunlar özellikle akıl sağlığı, şiddete maruz kalma, suç mağduru olmak ve kendine zarar verme davranışıyla ilgilidir. Bu çalışmada, intihar, intihar çeşitleri, intihar risk faktörleri ve ergenlik döne- minde meydana gelen pek çok değişiklik ve zorluklardan bahsedilerek ergenlik döneminde yaşanan sorunların intiharla olan ilişkisi açıklanmaya çalışılacaktır. İntihar tanımı ve epidemiyolojisi İntiharın tanımını yapmak oldukça güçtür. Emile Durkheim’e göre, “Ölüme götüreceğini bilerek, olayın kurbanı tarafından girişilen olumsuz eylemin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak meydana getirdiği her ölüme intihar denir.” Edwin Shneidman’a göre, “İntihar dayanılmaz acıları, ağır sorunları olan, şaşırmış, bozulmuş ve gücü azalmış benliğin çözüm arayıcı bir eylemidir.” İntihar olgusundaki öğelerin iç içeliği, karmaşıklığı, içlerinde bilinmeyenlerin çokluğu, tanımlamanın bir cümleye sığmasını olanaksızlaştırır. İntihar, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre gelişmiş ülkelerde ölüm 74 AZƏRBAYCAN MƏKTƏBİ. 2019. №2 Hudaverdi Memmedov Ergenlerde intihar riski ve intihar girişimleri olgularının en önde gelen on nedeninden biridir. Ölüm nedenleri arasında kalp hastalıkları, kanser, serebrovasküler hastalıklar, kazalar, pnömoni, diabet ve sirozdan sonra sekizinci sırada yer almaktadır. Özellikle genç yaşlardaki ölüm nedenlerinin en sıklarından biridir. Tüm ölümlerin yaklaşık 0,9’u intihar sonucudur. Dünyada, her gün yaklaşık 1000 kişinin intihar ettiği tahmin edilmektedir [Özsoy ve Eşel, 2003]. ABD’de yıllık tahmin edilen intihar hızı 11/100 000’dir. Batı Almanya’da intihar oranı 36/100 000, Litvanya’da 34.4/100 000, İrlanda’da ise 3/100 000’dir. Türkiye’de genel nüfusta intihar oranı 2/100 000, Ankara’da ise intihar girişimleri oranı 107/100 000’dir. Evde ateşli silahın bulunması olasılığı arttırmaktadır [Yüksel, 2001]. İntihara bağlı ölümlerin son 20 yılda ergen ve erken erişkinlik grubunda belirginleşmesi dikkat çekicidir. Ölümle sonlanan ya da girişim düzeyindeki intihar davranışında ‘‘ koruma ve önleme’’ çalışmalarına ışık tutması amacıyla çok sayıda risk faktörü saptama çalışması yapılmıştır. Ancak bunlardan elde edilen verilerle risk gruplarının belirlenmesi ve önleme çalışmalarının başarılı olduğunu söylemek olası değildir [Dilsiz, 1991-1992]. Ergenlik dönemi ve sorunları Ergenlik çağı, kızlarda 11-20, erkeklerde 13-20 yaşlarını kapsar. Biyolojik, psikolo- jik, zihinsel ve sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşma sürecinin olduğu, erişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlikte kızlardaki değişim, erkeklere oranla, daha erken başlar [Yavuzer, 199]. Ergenlik döneminin en göze çarpan yanı kızlarda ve erkeklerde yaşanan fiziksel değişmelerdir. Bu değişmeler er ya da geç tüm bireylerin başından geçmekte ancak herkes için eşit düzeyde bir etki oluşturmamaktadır. Bazı bireyler bu dönemde yaşadıkları değişiklikleri diğerlerine nazaran daha az hasarla atlatmaktadır, ancak bazıları ise bu dönemi sancılı bir süreç olarak yaşamakta ve bu da bu bireylerin sadece fiziksel görünüşlerindeki değişikliklerle sınırlı kalmamakta ve onların bilişsel gelişimlerini de etkilemektedir. Ergenler, bu dönemde bağımsız olma ve kimliklerini bulma yolunda çok zorlu bir süreçten geçmeye başlarlar ve hayatın neresine uyum sağlamak istedikleri ve nereye gitmek istediklerine karar vermek için bir mücadele içine girerler. Ergenlerin bu dönemde depresyona girme olasılığı fazladır ve bir kısmı kendine zarar vermek, hatta kendini öldürmek ister [Gül ve Güneş, 2009]. Ergenlik dönemi genellikle erken ve ileri dönemler olarak ikiye ayrılarak incelenmektedir. Bu iki dönem arasında kuramsal olarak 17 yaş sınır kabul edilse de pratikte bu sınırın kesin olarak konulması zordur. Ancak erken dönemlerin daha karmaşık, daha zıt tavırlar ve daha çabuk kaybolup yeniden ortaya çıkabilen, şiddetli tepkilerle karakterize olduğu ve ileride kazanılacak olan erişkin kimliğin işaretlerini daha çok kapsadığı bilinmektedir [Güney, 1998]. Ergenlik döneminin bütün aşamalarında, daha az olgundan, daha olguna doğru bir gidiş vardır. Sıklıkla görülen bir geri gidiş ise bu ilerlemeyi geçici olarak durdurur. http://journal.edu.az 75 PSIKOLOJI Bu olgunlaşma süreci; ergen, erişkin dengesine ulaşıncaya kadar devam eder, amaç olgun erişkin rolünü kazanmaktır. Ergen, erken dönemde araştırdığı, ileri dönemlerde ise bulduğu kimliği ile nasıl bir insan olmak istediğini kavrar. Aynı zamanda kendisi, içinde bir üye olarak bütünlenebileceği bir grubun sosyal değerlerini benimser. Bu yolla erişkin süperegosu edinir. Ego ideali yeniden şekillenir ve erişkin kimliği kazanılır [Güney, 1998]. Ailesinden ayrı olarak bir birey olma yolunda olan ergen, genellikle karşılaştığı bu yeni durumu algılamakta yetersiz kalmaktadır. Aynı zamanda sorunlar karşısında mücadele edebilecek yeterli tecrübeye de sahip olmayan ergen, ailesi tarafından kendisine sağlanamayan desteği dışarıda arkadaş gruplarında aramaktadır. Bu yeter- sizliklerden dolayı karşılaştıkları sorunların çözümü noktasında sabırsız davranmaktadırlar. Sorunlarıyla baş edebilecekleri toplumsal normları ihlal ederek kendilerine yeni bir hareket alanı oluşturmakta ve norm ihlali onlar için yeni bir norm halini almaktadır. Bu nedenden dolayı kendilerini daha rahat ifade ettikleri bu yeni ortamı içselleştirmekte ve bu yeni normlara göre hareket etmek onlar için daha kolay gelmektedir. Yaşadıkları fiziksel ve bilişsel değişimlere adapte olmakta yetersiz kaldıklarında ise bu yetersizliklerini şiddet kullanmaları halinde ortadan kaldırabileceklerine veya en azından bunun etkisini minimuma indirebileceklerine inanmaktadırlar. Bundan dolayı, her türlü sorunları çözmede yeterli donanıma ve tecrübeye sahip olmadıkları için de her zaman için kısa vadeli çözümler üretmeyi daha etkili bir yol olarak kabul etmektedirler. Her ne kadar ergenler için göç ettikleri bu yeni dönem keşfedilmemiş topraklar konumunda olsa bile ebeveynleri bu konuda daha duyarlı ve hazırlıklı olmakla yükümlüdürler [Gül ve Güneş, 2009]. Ergenlikte ortaya çıkan ruh sağlığı sorunları arasında en sık görülenler depresyon gibi duygulanım ve kaygı gibi anksiyete bozukluklarıdır. Çuhadaroğlu ve Sonuvar (1992) depresyonu ergen ruh sağlığı açısından önemle ele alınması gereken bir sorun olarak görmek gerektiğini belirtmektedirler. Bu dönemdeki ruhsal olaylar aynı zamanda bireyin yetişkinlikteki ruh sağlığını etkilemektedir. Bir grup erkek ergen arasında ruhsal olayları katılımcılar 14, 19 ve 48 yaşlarındayken inceleyen bir boylamsal çalışmayla Offer ve arkadaşları (1998) 14 yaşındaki psikolojik duru- mun etkisini 48 yaşındayken de gösterdiğini saptamışlardır. Örneğin, 14 yaşındayken hayattan zevk alamayan, üzüntülü kişilerin 19 yaşındayken kendilerini sevmedikleri bulunmuştur. Bu kişiler 48 yaşındayken ağlama, kendini suçlama ve değersiz görme ve kendi canına kıymayı düşünme gibi ruhsal sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Ergenliğin bir karmaşa (turmoil) dönemi olup olmadığını sorguladıkları gözden geçirme çalışmalarında Rutter ve arkadaşları (1976) ise bu dönemin gerçekten sorunlu bir dönem olduğu sonucuna varmışlardır. Daha sonraki görgül çalışmalar bu dönemde önemli ruh sağlığı sorunları yaşansa da çoğu ergenin bu dönemi sorun- suz geçirebildiğine işaret etmektedir. Buna rağmen çocukluk dönemiyle karşılaştırıldığında ruh sağlığı sorunlarının ergenlikte artış gösterdiği ve duygusal iniş çıkışların daha yaygın yaşandığı birçok araştırıcı tarafından kabul edilmektedir. 76 AZƏRBAYCAN MƏKTƏBİ. 2019. №2 Hudaverdi Memmedov Ergenlerde intihar riski ve intihar girişimleri Ergenlik dönemi ve intihar algısı Ergenlik, herhangi bir stres etkeni olmadığında bile sancılı bir süreçtir. Benlik gelişiminde, ergen bireysel ve genetik özellikleri kadar sosyokültürel, toplumsal ve ailesel birçok değişkenle etkileşim halindedir. Ergenlerdeki intihar girişimi, çok boyutlu yaklaşım gösterilmesi gereken karmaşık bir konudur. Çocuk ve gençlerde intihar girişiminde antidepresan kullanımında artışın olması, mizaç ve psikiyatrik bozukluklar, aile-ergen ilişki sorunları, şiddet ve istismar öyküleri, benlik gelişimi de birlikte değerlendirilmelidir [Çelik ve ark. 2011]. Ergenlik döneminde intihar girişimi ölme isteğinden çok kendini ifade etme biçimi, dışa vurum davranışı, yardım arama intihar girişimi ve ilgi çekme isteği olarak da değerlendirilebilir. Kendilik saygısı ve düşüncesi arasında negatif bir bağıntı bulunmakta ve üç yıllık bir dönemde olumsuz kendilik algısının sonraki in- tiharlar açısından yordayıcı olabileceği vurgulanmaktadır. Aynı zamanda düşük ben- lik algısı, depresyon ve umutsuzluk duyguları nedeniyle de intihar girişimine yol açabilir. Ergen intiharlarında ailesel ve psikososyal risk etkenleri arasında akran ilişkilerinin kalitesi, anne-baba ve aile ilişkilerinin yeterliliği, intihar girişiminde bulunan anne-babanın varlığı öngörücü özelliktedir [Çelik ve ark. 2011]. Psikososyal risk etkenleri, intihar girişiminde bulunan ergenlerin ailelerinde eşler arası ilişkide duygusal doyum olmaması ve intihar düşüncesi ile de güçlü biçimde ilişkili bulunmuştur. Toplum temelli çalışmalar ergenlerin %9.7’sinin intihar girişiminde bulunduğunu bildirmektedir [Çelik ve ark. 2011]. Ergen ruh sağlığı sorunları ve intihar davranışıyla ilişkileri Son 20-30 yıl içinde ergenlerde sık görülen riskli davranışlarla ilgili olarak hem teorik hem de ampirik çok sayıda araştırma yapılmış ve önemli düzeyde bilgi birikimi oluşmuştur. Günümüzde riskli davranışlar bir yandan kültürel değerler ve toplumsal yapı ile, diğer yandan bireyin biyolojisi ve genetiği ile ilişkili ve aynı zamanda bireyin gelişimsel süreçlerinden de etkilenen kompleks durumlar olarak kabul edilirler. Ayrıca riskli davranışların bir arada görülme eğiliminde olduğu ve genellikle bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıktığı da gösterilmiştir [Alikaşifoğlu, 2008]. Ergenlerin intiharında çevre ve kişiler arası ilişkiler de, önemli risk faktörleri arasındadır. Shafii ve ark. (22) intiharla bağlantılı çevre değişkenliklerini, arkadaş, anne-baba ya da akrabaların intihar düşünceleri, tehditleri veya girişimlerinin olması, anne-babanın duygusal sorunları, anne-babanın yokluğu ve fiziksel hırpalanma olarak saptamıştır. İntihar riskinin arttığı durumlara ait ipuçları şunlardır: a) Affektif bozukluklarda intihar riski sadece depresif epizod sırasında mevcuttur, klinik olarak manik olan hiçbir olguda intihara rastlanmam ış tır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta maniklerin ani olarak depresyona girebilecekleridir. b) Alkoliklerde yapılmış çalışmalar tek bir risk faktörünü göstermektedir, bu da http://journal.edu.az 77 PSIKOLOJI intihardan önceki 6 hafta içinde kişilerarası ilişkilerinde yaşadıkları kayıptır. c) Şizofrenlerde sekonder depresyon prevalansı yüksek olup ümitsizlik hissinin yoğun olduğu üzerinde durulmaktadır [Maner, Taptık ve ark.]. İstanbul’daki yedi lisede öğrenim gören 422 (%44) erkek ve 537 (%56) kız olmak üzere toplam 959 öğrenciyle yapılan araştırmada Eskin (2000) ruhsal sorunlar ve bu sorunların intihar düşüncesi ve girişimleriyle olası ilişkileri incelenmiş ve araştırma sonucunda gençlerin %60,5’i ciddi olabilecek ruh sağlığı sorunlarını gösterebilecek bir skor kabul edilen 2 ve üzerinde bir puan almıştır. Bulgular en azından İstanbul’daki liselerde öğrenim gören ergenlik çağındaki öğrencilerin çoğunun ciddi psikolojik sorunlarının olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular ruh sağlığı sorun belirtilerinin erkeklere kıyasla kızlar arasında daha yaygın olduğunu göstermektedir. Ergen intiharlarında risk faktörleri Literatürde ergenin karşılaştığı ve kimlik krizini yaratan stres kaynakları aynı zamanda ergeni sapmış davranışlara hatta en son basamak olan intihara sürükleye- bilecek olan risk faktörleri olarak da kabul edilmektedir. Bu çerçevede temel olarak intiharın ortak risk faktörleri şu şekilde özetlenebilir; sosyal sistemin yarattığı stres kaynakları; ebeveyn baskısı, aile ve ergen arasında yaşanan kişiler arası zorluklar, ailenin dezorganizasyonu, ailedeki ekonomik problemler, ev içindeki yaşam şartları ve ailenin medeni durumu, aile içindeki bireylerin fiziksel ve mental sağlık sorunları (örneğin; ailede intihar öyküsü), kardeş/kardeşlerle yaşanan sorunlar, akrabalarla yaşanan sorunlar, okul baskısı, öğretmenler, yöneticiler ve öğrenciler arası yaşanan sorunlar, arkadaş baskısı, arkadaşlar arası yaşanan sorunlar, kız-erkek arkadaşlığı baskısı, flört ilişkisinde yaşanan zorluklar, sosyal ve kişiler arası ilişkilerde izolasyon ve yabancılaşma, uygun olmayan referans gruplarını seçme şeklinde özetlenebilir. Sapmış davranışların nedeni olarak tek bir faktörden söz etmek çok güçtür. Genellikle bu risk faktörlerinden biri ya da bir kaçının etkili olduğu görülmektedir. Risk fak- törleri, sapmış davranış gösteren ergenlerin karakteristik özelliklerinden yola çıkarak saptanan itici rol oynayan temel faktörleri kapsamaktadır. Böylelikle henüz sapmış davranış göstermemiş olan ergenin bile, söz konusu tanımlar içindeki davranışları gösterebilmesinin mümkün olabileceği konusunda bize alarm verir. Kuşkusuz bu vaziyet alışlardan, bütün gençlerin sapacağı şeklinde bir yorum yapılamaz ancak bu durum gençlerin içinde bulunduğu potansiyel tehlikeye işaret edebilir Sonuç olarak bu faktörlerden bazılarının gencin yaşamında yer alması aslında bir uyarı niteliğindedir Bu faktörlerin aynı zamanda ergeni intihara götüren risk faktörleri olarak da ele alınması söz konusu durum ve vaziyet alışların ergen alt kültüründeki konum ve yoğunluğunun irdelenmesinin, önlem alma ve ya muhtemel krizleri ve ortaya çıkabilecek problemleri engellemede büyük önem arz etmektedir. Kuşkusuz bu noktada intiharı başarısızlık korkusu, sosyal izolasyon vb gibi uzun süreli prob- lemlerin birikimi olan bir sürecin sonucu olarak gördüğümüzü ve bu sürecin loko- 78 AZƏRBAYCAN MƏKTƏBİ. 2019. №2 Hudaverdi Memmedov Ergenlerde intihar riski ve intihar girişimleri motifi olarak ele aldığımız sosyal ortamın sosyo-kültürel yapısal unsurlarına müda- hale ederek problemlerin çözümüne katkıda bulunulabileceğini kabul ettiğimizi be- lirtmemiz gerekmektedir [Ulusoy ve ark. 2005]. Bunun yanı sıra intihar düşüncesine eşlik eden faktörlerin önemli bir kısmının aynı zamanda bireyi intihara götüren risk faktörleri olduğu saptanmıştır. Örneğin, cinsel tacize uğrama, madde bağımlılığı, vücuda zarar verme, cinsel kimlik memnuniyetsizliği ve inançsızlık gibi. Bu da bize göstermektedir ki gencin intihara karşı olan vaziyet alışı sosyalizasyon sürecinin kümülatif bir neticesidir. Dolayısıyla ergeni intihara götüren süreç de kümülatiftir. Bu bağlamda çalışmamız sonuçlarından intihar noktasına gelmeden ergen aslında söz konusu belirtilerin çoğunu göster- mektedir. Bu durum aynı zamanda Türkiye’de yüksek intihar riski taşıyan bir ergen kategorisinin patlamaya hazır olduğunu da ifade etmektedir. Bu açıdan Türkiye’ nin de diğer dünya ülkelerini izleyeceği ve intihar oranlarının da artacağı tahmin edilebilir [Alikaşifoğlu, 2008]. Ergenlerde intihar araştırmaları Türkiye’de her yıl 15-24 yaş grubunda yılda 200-400 intihar gerçekleşmektedir. Tüm intihar girişimlerinin % 20’sini lise öğrencilerinin, % 25’ini 14 yaşın üzerindeki ergenlerin oluşturduğu, intihar girişimlerinin % 30-35’inin 15-24 ya ş grubunda yoğunlaştığı belirtilmektedir. İntiharın en güçlü belirleyicisi, önceden intihar girişiminin olmasıdır; ayrıca intiharla ölenlerin % 20-65’inde bir veya daha fazla intihar girişimi öyküsü vardır. İntihar girişimi öyküsü olan gençlerde ölümle ilgili düşünceler, ölmüş olmayı isteme, intihar düşünceleri ve planları , intihar girişimi öyküsü olmayan gençlere göre anlamlı biçimde daha yüksektir . İntihar girişimi olan kişilerin incelenmesinden elde edilecek bulgular, intiharın etiyolojisine ışık tutabilir. İntihar girişiminin sebeplerinin, risk faktörlerinin iyi anlaşılması, erken müdahaleyi ve olası intiharların önlenmesini sağlayabilir [Conger ve Galambos, 1997:37; Güler, 1996:27-28, akt. Ertemir, 2003]. Türk ergenlerin intihar davranışında bulunmuş bir akranlarını İsveçli ergenlere göre daha çok kabul ettikleri saptanmıştır [Eskin, 1995]. Ülkemizde, 1974-1998 yılları arasında, intihar hızı %100 artarak giderek büyümekte olan bir sorun haline gelmiştir. Ülkemizde 1950’li yıllardan beri süregelen Pazar ekonomisine geçip çabaları, artarak devam eden göç (DİE 1996), beraberinde hızlı bir sosyal değişim getirmektedir [Altındağ ve ark. 20]. Türkiye’de ergenlerde ve genç yetişkin grupta (15-24 yaş) tamamlanmış intihar oranı gittikçe artmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1996 yılı verilerinde bu oran 100.000’de 3.5’tur. Türkiye’de
Advertisements
Related Documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x